
Opera ve tiyatro gibi modern sanatların Osmanlı toplumunda büyük bir tepkiyle karşılandığına dair yanlış bir algıya sahibiz. Oysa Tanzimat sonrasında İstanbul’daki eğlence hayatı üzerine yapılan araştırmalar aksini söylüyor. Sultan III. Selim’den itibaren Avrupa’da sahnelenen bir opera, bir iki yıl içinde İstanbul’da da gösterime girebiliyordu. Mesela Verdi’nin Il Travatore’sı 1853’te Roma’da, ardından aynı yıl içinde İstanbul’da sahnelenmiş. Benzer bir durum modern tiyatro için de geçerli. Metin And’ın verdiği bilgiye göre İstanbul’da, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar 2000’den fazla oyun sahnelenmiş. Bunların çoğu Sultan II. Abdülhamid ve II. Meşruiyet dönemine denk geliyor. Bu performansıyla İstanbul’un, tiyatro ve sahne sanatlarında Avrupa’nın Paris, Londra ve Viyana gibi şehirleriyle yarıştığı görülüyor.
Haziran ayında Osmanlı dönemi tiyatro tarihine dair önemli bir kitap yayımlandı. İki Japon araştırmacı Yuzo Nagata ve Hikari Egawa’nın imzasını taşıyan kitap, Tokyo Yabancı Diller Üniversitesi Asya ve Afrika Dilleri ve Kültürleri Araştırma Enstitüsü’nde bulunan 1881-1921 yıllarına ait 170 adet tiyatro afişi ve broşürü üzerine yapılan çalışmanın neticesinde ortaya çıkmış. Afişler üzerinden oyunların tarihine, sergilendiği yere, oyuncularına dair pek çok bilgiye ulaşmak mümkün. Bazen İstanbul’un kozmopolit karakterini yansıtacak şekilde çok dilli hazırlanan afişlerde, en çok adı geçen tiyatro topluluklarından birkaçı şöyle: Osmanlı Tiyatrosu (Osmanlı Dram Kumpanyası), Hayalhane-i Osmani Kumpanyası, Eğlencehane-i Osmani Kumpanyası, Sahne-i Milliye-i Osmaniye Kumpanyası, Milli Osmanlı Tiyatrosu.
Beyoğlu’nda inşa edilen Fransız Tiyatrosu ve Naum Tiyatrosu, aynı zamanda Osmanlı’nın ilk tiyatro binalarıydı. Galatasaray Lisesi’nin tam karşısında yer alan Naum Tiyatrosu, Halepli Ermeni tüccarlardan Michael Naum Duhani tarafından 1840’de yaptırılmış. Masraflarına dönemin padişahı Abdülmecid de katkıda bulunmuş. Tiyatroda, yanıp kül olduğu 1870’deki yangına kadar dram, opera ve operet gibi oyun türleri sahnelemiş. Aynı dönemde Beyoğlu’nda Concordiya, Odeon, Varyete ve Tepebaşı’ndaki Belediye Tiyatrosu gibi başka tiyatro binaları da mevcut. Hal böyle olunca en çok tiyatro oyununun Beyoğlu’nda sergilenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ancak hiç de öyle değil. Kitaptaki verilere göre oyun sayısı açısından Beyoğlu, Üsküdar ve Kadıköy’ün çok gerisinde kalıyor. Nasıl mı? Hemen izah edelim. Beyoğlu daha çok kış aylarında rağbet gören bir eğlence merkezi. Ancak yaz aylarında Üsküdar ve Kadıköy gibi daha serin semtlerde çok fazla oyun sergileniyor, ayrıca bu oyunlar açık havada sahneleniyordu.
Ermeni tiyatrocuların katkılarından ilk Türkçe piyeslere, hangi tür oyunların rağbet gördüğünden tiyatronun toplumun Batılılaşmadaki rolüne Osmanlı dönemi tiyatro tarihi için bu kitap kaçmaz diyoruz.

Osmanlı’nın Son Döneminde İstanbul’da Tiyatro ve Çevresi
Yuzo Nagata & Hikari Egawa
Dergâh Yayınları, 2021, 210 sayfa
